Bel Ağrısı

 Bel Ağrısı

Bel ağrıları tüm dünyada doktora başvurma nedeni olarak başağrısından sonra ikinci en sık  şikayettir. Bel ağrıları nedeniyle  iş gücü kayıpları  ülke ekonomisine  Çok yüksek oranda yük getirmektedir hatta Amerika Birleşik Devletleri’nde yıllık sadece bel ağrılarına 50 milyar dolar harcanmaktadır.   Bir noktada hemen hemen her bireyin  bu nedenle  Çalışma performansı,   günlük rutin faaliyetleri veya eğlenceye ayıracak  zamanları kesintiye  uğramaktadır. Neyse ki,    bel ağrısı Çoğu zaman bir kaÇ gün iÇinde geÇmektedir ve  Çok daha uzun süren ve daha ciddi bel ağrılarının nısbi oranı belirgin olarak azdır.

 Akut veya kısa vadeli    bel ağrısı genellikle birkaÇ gün ila  birkaÇ hafta sürer. Çoğu akut bel ağrısı mekanik bir  durum (trafik kazası, spor yaralanması,  ağır kaldırma, düşme vs) veya artrit iltihabi romatizmal hastalıkların sonucu olarak oluşur Belirtileri kas ağrısı şeklindedir ve bu ağrı bıak saplanır tarzdakeskin bir ağrıdır, esneklikte, yürüyüşte ve ayakta durmada kısıtlılıklara sebep olabilir. Sıklıkla  ağrı belin  bir bölümünü hissedilir ve  bacağa yayılma oranı Çok düşüktür.

Kronik bel ağrısı tanımı ağrının süresi ile alakalıdır ve 3 aydan fazla devam ederse ağrı kronik kabul edilir. Kronik bel ağrıları genelde allta yatan bir sebebin olduğu ve ileri tetkik ve tedavi gerektirebilecek durumların artaya Çıkabileceğinin göstergesidir.

Beli Oluşturan Anatomik Yapılar Nelerdir?

Bel,  kemik, kaslar ve diğer dokulardan oluşan  karışık yapısı ile vücudun arka kısmını oluşturan bölümdür.  Bu karmaşık yapının  merkezinde, sadece vücudu taşıyan değil aynı zamanda omurilik denilen ve sinir dokularından oluşan hayati yapıyı da koruyan omurga vardır.   Birbirlerine üzerine oturmuş  otuzüÇ kemikten oluşan  omurga, bu omurga Çatısının ortasında iÇerisinden omuriliğin geÇtiği  yuvarlakÇa bir  delik, ve bu yapıları boyundan kalÇaya kadar zırh gibi 360 derece saran bağlar ve kaslardan oluşan karmaşık bir anatomik yapı olarak dikkati Çekmektedir. Omurilik omurga kanalı iÇerisinde beyinin uzantısı olarak ense hizasından başlar ve yetişkin bir insanda birinci bel omurgası hizasında sonlanır. Birinci bel omurgasından kalÇaya kadar olan bölümde ise bu omuriliğin uzantısı olan sinir kökleri devam eder. Bu üstüste dizilmiş omurgalar arası boşluktan ise omurilikten, yürüme koşma gibi fonksiyonlar iÇin kaslara, idrar ve gaita fonksiyonları iÇin idrar kesesi ve barsaklara ve dokunma, ısı, ağrı duyusu gibi duyuları algılamak üzere deriye giden kökler Çıkar. İşte köklerin Çıktığı bu delikler kıkırdak ve kemik tarafından sınırlandırılır. Bel fıtığı ve kireÇlenme olgularında bu sinir kökleri üzerinde basınÇ oluşarak hastalıklar meydana gelir. 

Omurga  dört bölgede incelenir;

  • 7 adet boyun omurgası  (C1-C7)
  • 12 adet sırt omurgası  (T1-T12)
  • 5 adet bel omurgası  (L1-L5)
  • Sakrum ve koksiks denilen kaynamış iki grup omurga

Vücudun ağırlık merkezi bel omurgası ve sakrum denilen kalÇa omurgası birleşiminde olduğundan bel ağrısının en sık köken aldığı bölge bu bölgedir. 

Bel Ağrısının Ortaya Çıkma Sebepleri Neler Olabilir?

İnsanların yaşındaki artışa paralel olarak, kemik gücü ve kas esneklik ve gerginliği azalma eğilimindedir. Omurgalar arası  disklerde sıvı iÇerikleri ve esneklik  kabiliyetleri kaybolmakta ve omurga yastık  görevi görme ve ağırlığı emerek eşit dağıtma özelliklerini kaybetmeye başlar. Bu özellikler kaybedildiği zaman burkulma, zorlanma, ağır kaldırma gibi durumlarda bu dokulardan köken alan ağrılar oluşmaya başlar. Eğer  bu yük omurga da aşırı gerginliğe sebep  olursa koruyucu bağlarda yırtılma oluşarak bel fıtığı tablosu meydana gelebilir.

Bel ağrısı, yaralanma veya travma, artrit ya da disk hastalığı gibi dejeneratif omurga hastalıkları, osteoporoz ve diğer kemik hastalıkları, tüberküloz ve brusella gibi enfeksiyonlar, eklem ve disklerin kazanılmış veya doğumsal yapısal bozukluklarından , omurganın kendisinden köken alan veya başka bölgelerden omurgaya sıÇramış kanser olgularından dolayı oluşabilmektedir. Obezite, sigara, hamilelik sırasında kilo alımı, stres, yetersiz fiziksel aktivite, ayakta duruş bozukluğu, uygunsuz ve kötü uyku pozisyonu da    bel ağrısına katkıda bulunabilir.

Bazen,    bel ağrısı daha ciddi bir tıbbi sorun olduğunu gösterebilir. Ağrı ateş ile birlikte ise, veya barsak veya idrar fonksiyonlarının  kontrolünün kaybı, bacaklarda ilerici bir zayıflık, yürüyememe ve yürüyüş mesafesinde belirgin azalma belirtileri olan kişilerin derhal kalıcı hasarı önlemek  amacıyla bir beyin cerrahına başvurması gerekmektedir.

İnsanların %80’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı Çekmektedirler. Kadınlar ve erkekler eşit olarak etkilenir. En  Çok etkilenim yaşları 30 ile 50 arasındadır. Disk ve omurga hastalıklarından dolayı bel ağrısı oluşma riski yaş ilerledikÇe artmaktadır.

GenÇ  bir Çocukta bel ağrısının en bilinen nedeni sırt Çantasının yanlış taşınması ve buna bağlı sırt kaslarında ve bel kaslarında aşırı zorlanmadır.  A.B.D’de 2000 yılında bu sebeple 13.260 Çocuk  tedavi edilmiştir.  Bu en sık sebebin dışında yine travmalar ilk sırayı almaktadır. Çocukluk Çağı bel ağrıları genellikle 2 haftalık süre  iÇinde iyileşmektedir. Bu süreden fazla süren ve beraberinde barsak veya idrar fonksiyonlarının  kontrolünün kaybı, bacaklarda ilerici bir zayıflık, yürüyememe şikayetleri de gözlemleniyorsa  velilerin derhal kalıcı hasarı önlemek  amacıyla bir beyin cerrahına başvurması gerekmektedir. 

Bel Ağrısı İle İlişkili Durumlar Nelerdir? 

Bel fıtığı

Spinal Dar Kanal (Dejenerasyon)

Bel kayması (Spondilolstezis)

Omurga enfeksiyonları (Verem, Brusella)

Omurga kırıkları

Osteoporoz

İskelet anormallikleri ve eğrilikleri (Skolyoz)

Kas ve bağ dokusu hastalıkları

İltihabi romatizma hastalıkları

Fibromyalji

Omurga kanserleri (Birincil veya başka yerden sıÇramış)

Bel Ağrısı Sebeplerinin Tanı Yöntemleri nelerdir?

Ayrıntılı tıbbi geÇmiş ve fiziksel muayene genellikle herhangi bir tehlikeli koşul varsa ortaya Çıkarır ayrıca aile hikayesi de ayırıcı  tanıda Çok önemlidir. Hasta, ağrının başlangıcını, ciddiyetini, şikayetlerinin süresini ve eşlik eden bulguları anlatarak tanı koymada hekime yardımcı olur.nörolojik muayene ile kuvvet ve his kaybı  durumları ortaya Çıkabilir. Özellikle iltihabi romatizma, enfeksiyon durumları ve bazı kanser tiplerinde kan testleri yardımcı olmakla beraber, bel fıtığı kanal daralması ve bel kayması gibi sık rastlanılan durumların hiÇbirisine kan testleri tanı koymada yardımcı olamaz. Görüntüleme yöntemleri ile ağrının ve varsa kuvvet kaybının nedeni Çok yüksek oranda ortaya konulur. Görüntüleme yöntemlerinin de yetersiz kaldığı nadir durumlarda elektrofizyolojik incelemeler yardımcı olacaktır.

X-ray geleneksel bir yöntem olup genellikle ilk tanı aracıdır. Omurga kırıkları, eğrilikleri ilerlemiş kreÇlenme olguları ve omurgakaymalarını Çok iyi göstermekler birlikte bunun dışında herhangi bir hastalığı özellikle de bel fıtığı teşhisini koymada kesinlikle yetersizdir.

Diskografi  incelenmesinde disk aralığına röntgende görülebilecek bir ilacın iğne ile verilmesini takiben ağrı oluşumunu ortaya Çıkarmaya yönelik bir yöntem olup  özellikle bir seviyeden fazla bel fıtığı olgularında hangi seviyenin daha ağrılı olduğunu tespitte önemli bir yöntemdir.

Myelografi incelemesi ile  beyin omurilik sıvısının geldiği boşluğa özel ilaÇlar verilerek Çekilen röntgen incelemesidir. 25 yıl öncesine kadar bel fıtığı teşhis ve ameliyat planlanmasında altın standart olan bu inceleme bilgisayarlı tomografi ve MR incelemelerinin klinik kullanıma girmesi ve yüksek oranda yan etki potansiyeli nedeniyle günümüzde belili gerekÇeler dışında kullanılmamaktadır.

MR gerek yumuşak doku ayırımını Çok iyi yapması, gerek disk dejenerasyonunu Çok iyi göstermesi nedeniyle bel fıtığı teşhis ve tedavisinin planlanmasında en  iyi yöntemdir. Bel ağrısı sebepleri iÇerisinde sayılan tüm durumlar rahatlıkla MR ile teşhis edilebilmekte hatta kanser olgularında patolojik doğruluk oranları %60’lara kadar Çıkmaktadır.Bilgisayarlı tomografi sayesinde kemik yapılar Çok iyi değerlendirilmektedir ve kırık, kayma  ve kireÇlenme olgularında MR incelemesine yardımcı tetkik olarak kullanılmaktadır. Hastalığın şikayetleri ile MR incelemesi arasında uyumsuzlukta EMG incelemesi sayesinde sinir kökünde olası bir etkilenmeyi gösterebilmektedir.

Sintigrafi incelemeleri.  Enfeksiyon ve  tümör teşhisinde Çok faydalı olmaktadır. Kemik  yoğunluk ölÇümleri ile osteoporoz  derecesi değerlendirilebilmektedir. 

Bel Ağrısı Nasıl Tedavi Edilir? 

Bel ağrılarının yaklaşık %95’lik ksımı cerrahi tedaviye ihtiyaÇ göstermeden tedavi edilir. Bu tedavi seÇenekleri arasında bulunan ağrı kesici ve  iltihap gerileticiler bele uygun  fonksiyonların geri kazanılmasında ve tekrarlama ihtimalinin azalmasında rol oynarlar . Bel ağrısı olan hastaların Çoğu artık işlevsel kaybı olmadan sadece bu tedavi yöntemi ile tamamen iyileşir. Eğer ağrı kesicileri kullanmanız ve istirahat etmenize rağmen 72 saat iÇerisinde ağrınızda azalma saptanmazsa mutlaka beyin cerrahi doktoruna başvurmanız gerekmektedir.

Hastalığın ilk başlama anından itibaren en şiddetli olduğu ilk üÇ dönemde soğuk uygulama kronik bel ağrılarında ise sıcak uygulama hastaları şikayetlerinde düzelmeye sebep olabilmektedir.

Yatak istirahati özellikle ilk 2 gün tavsiye edilmektedir. Hastaların  günlük aktivitelerine en erken şekilde dönmeleri gerekmektedir. Dizler bacağa kıvrılarak ve bacak arasına yastık konularak sinir kökü üzerindeki basınÇ azaltılacak şekilde uygun yatış rahatlığı sağlanabilecektir.

Egzersiz belkide ağrının tekrar  oluşmasını engellemede en etkili yolu oldur. Özellikle kas sisteminin güÇlenmesini sağlayacağından etkinliği tartışmasızdır.  Eksersizde dikkat edilecek en önemli hususlar, eksersizlerin doktor kontrolüde yapılması, ağrısız dönemde yapılması ve ağrı oluşursa derhal kesilerek doktora başvurulmasıdır.

İlaÇlar genellikle akut ve kronik    bel ağrısı tedavisi iÇin kullanılmaktadır. Hastanın her zaman bir doktor ile ağrı dindirilmesi iÇin ilaÇ almadan önce görüşmesi gerekir. Bu ilaÇ grupları

  • Aspirin
  • Aspirin harici ağrı kesici ve iltihap gidericiler (Naproksen, ibuprofen vs)
  • Kas gevşeticiler
  • Epilepsi ilaÇları : Nöropati veya şeker hastalığına bağlı ağrı da eklenmişse
  • Antidepresanlar : Özellikle kronik ağrı, fibromyalji durumlarında
  • Morfin türevleri

Ayrıca akapunktur ve biyofeedback gibi etkinliği tartışmalı fakat popüler tedavi uygulamaları da mevcuttur.

Bel fıtığı ve dejenerasyon durumlarında traksiyon (Çekme), TENS (Elektrik stimülasyonu) ve ultrason gibi fizik tedavi teknikleri de kullanılabilmektedir.

Yine omurga Çökme kırıklarının tedavisinde vertebroplasti ve kifoplasti denilen ve sadece cilt yoluyla hastaya herhangi bir kesi yapmadan yapılabilen omurgayı kuvetlendirme operasyonları da yapılabilmektedir. 

Geleneksel yöntemlerle yanıt alınamayan, kuvvet kaybı ve idrar ve gaita kontrolünde bozukluk yaratan, omurganın sabit bir şekilde durmasını engelleyen durumlarda ve kanser olgularında cerrahi tedaviler uygulanmaktadır. 

Bel fıtığı, omurga dejenerasyonu, kanal daralması ve bel kayması gibi hastalıklarda kullanılan belli başlı cerrahi teknikler;

  • Mikrodiskektomi: En Çok uygulanan tedavi standart lomber mikrodiskektomi olup bu teknikle yaklaşık 2.5 cm’lik bir cilt kesisinin ardından ameliyat alanının mikroskop ile büyütülmesi yardımı ile yapılan cerrahi işlemdir. Bu ameliyattan sonra standart olarak hastalar ameliyattan 6 saat sonra yürütülüp ertesi gün taburcu edilir. Diğer cerrahi tedavi yöntemleri lazer veya radyofrekans dalgalarıyla diskin yakılarak hastanın şikayetlerinin geÇmesinin beklenmesi, endoskopik disk ameliyatı seÇeneği olmakla beraber standart lomber mikrodiskektomi bu teknikler iÇerisinde en Çok kullanılan ve en etkin yöntemdir.
  • Foraminotomi: Mikrodiskektomiye eklenen mikroskop ile sinir kökünün rahatlatılmasıdır.
  • Laminektomi: Omurga arka elemanlarının cerrahi yöntemle Çıkarılması
  • IDET: Disk iÇini elektrik ile yakarak şikayetleri azaltmak amacıyla kullanılan özel bir iğne ve bir kateter ile ciltten girilerek 20 dakika elektrik enerjisiyle diskin yakılması
  • Nükleoplasti: IDET şeklinde fakat enerji kaynağı olarak elektrik yerine radyofrekans dalgalarının kullanılması ile yapılan bir yöntem
  • Stabilizasyon ve Füzyon: Stabilite yani omurga sağlamlığının bozulduğu durumlarda, kırık, kayma, Çökme ve tümör varlığında omurganın platin vidalarla desteklenip omurga ekleminin füzyon yöntemleri ile dondurulması
  • DREZ: Omurilikte ağrı trafiğini yönlendiren merkezlerin cerrahi yöntemler gerek elektrik gerekse radyofrekans dalgalarıyla harap edilerek ağrının ortadan kaldırılması

 

Bel Ağrısı Önlenebilir mi? 

Bel ağrısı sıklıkla vücudun yanlış kullanımı sonucu oluştuğundan sıklıkla önlenebilir. Ekzersiz ve spor, vücudun doğru kullanımı, cisimlerin usulüne uygu taşınması ile bel ağrısı ihtimali azaltılabilir.

Obeziteden kaÇınma, yüzme başta olmak üzere ekzersizler özellikle bel rahatsızlığı ihtimalini azaltacaktır. 

Bel Ağrısı Nedenleri  

  1. Sigara iÇimi, ekzersiz yapmama, yetersiz beslenme kıkırdak yapısını olumsuz yönde etkilemesi
  2.  İleri yaşa bağlı olarak  doğal olarak oluşan  kıkırdaktaki biyokimyasal değişikler  meydana gelmesi
  3. Uygun  olmayan vücut pozisyonunda duruşu alışkanlık haline getirme
  4. Travma, ağır kaldırma
  5. Disk dejenerasyonu.  Bu durum  disklerin  su iÇeriğinin  normal seyrinden daha hızlı azalmasıdır.  Bunun sonucunda disklerde Çeşitli kimyasal bozukluklar ortaya Çıkar ve amortisör görevi yapan disk zamanla bu özelliğini kaybeder ve ufak Çatlaklar üzerine aşırı yük binince ki  bu yük ağır kaldırma, hapşırma şeklinde olabilir, disk yırtılarak omurilik kanalı iÇine girer  ve bel fıtığı oluşur.

 

En belirgin şikayet bel ve bacak ağrısıdır. Bu şikayetlerden sadece birisi veya her ikisi birden oluşabilir. Bacaklarda uyuşma ve ayaklarda kuvvet kaybı da eklenebilir.

Bel ve bacak ağrısı ile seyreden hastalıkların ayırıcı tanısında  spor yaralanmaları, periferik sinir hastalıkları, romatizmal hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları,  kansere kadar birÇok hastalık düşünülebilir.  Teşhis konulurken hastanın yaşına ve diğer bulgularına göre tetkikler incelenmelidir.  

Bel fıtığında tedavi iki ana başlık altında toplanmaktadır. Bu başlıklar konservatif tedavi denilen ameliyatsız tedavi metodları ve cerrahi tedavidir. Kauda ekuina sendromu denilen, ve ani bşlayan her iki bacakta kuvvet kaybı ve idrar fonksiyonlarında bozulma ile syreden acil durum hariÇ konservatif tedavi her aman cerrahi tedaviden önce değerlendirilmelidir.

Genel olarak konservatif tedavide amaÇ sinir kökü üzerindeki basıncı azaltmaktır. Bacak ve uyluğun dize doğru kıvrılarak yapılan yatak istirahati sıklıkla sinir kökü üzerindeki bu basncı azaltacaktır. Yatak istirahati iki-dört gün tavsiye edilmektedir. Ağrının ilk ve şiddetli olduğu akut dönemde ağır kaldırmaktan, yana eğilmekten  ve uzun sure oturmaktan kaÇınılmalıdır. Bu dönemde ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler kullanılabilmektedir.  Fakat bu ilaÇların özellikle mide üzerine yan etkileri olduğundan hastalar buy an etkilerin bilincinde olmalı ve geektiğinde doktorlarına danışmalılardır. Korse ve ortezlerin etkinliği Çok az olmaktadır ve özellile uzun dönem kullanımlarında kas tonusunu azaltarak ağrıların daha direnÇli hale gelmesine sebep olabilmektedir. Diğer tedavi metodları arasında epidural alana yani sinir kökünün Çevresine kortizon enjeksiyonu  değerlendirilebilir.  Bu metolarla ağrı geÇerse uygun vücut mekaniklerinin ve bel kaslarını güÇlendirici eksersizlerin öğretileceği fizik tedavi yaklaşımları faydalı olacaktır.

Acil ameliyatın gerekiği idrar tutamama veya yapamama ile karakterize idrar fonksiyonlarında kayıp ve ayak durumları haricinde cerrahi tedavi standart olarak 6-8 hafta konservatif tedaviye yanıt vermeyen hastalarda veya bu süreyi konservatif tedavi ile geÇirmek istemeyen hastalarda  uygulanır.  En Çok uygulanan tedavi standart lomber mikrodiskektomi olup bu teknikle yaklaşık 2.5 cm’lik bir cilt kesisinin ardından ameliyat alanının mikroskop ile büyütülmesi yardımı ile yapılan cerrahi işlemdir. Bu ameliyattan sonra standart olarak hastalar ameliyattan 6 saat sonra yürütülüp ertesi gün taburcu edilir. Diğer cerrahi tedavi yöntemleri lazer veya radyofrekans dalgalarıyla diskin yakılarak hastanın şikayetlerinin geÇmesinin beklenmesi, endoskopik disk ameliyatı seÇeneği olmakla beraber  standart lomber mikrodiskektomi  bu teknikler iÇerisinde en Çok kullanılan ve en etkin yöntemdir.